Burdur’da eğitim Sen tarafından Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta okullarda meydana gelen saldırı olaylarını protesto etmek için oturma eylemi ve basın açıklaması yapıldı.
Açıklamada şu görüşlere yer verildi., “Bugün burada öğrencilerini, meslektaşlarını ve geleceğini korumaya yemin etmiş bir sendikanın, Eğitim Sen’in çağrısıyla toplandınız. Ben de Eğitim Sen Yürütme Kurulumuz adına hepinize hoş geldiniz diyorum. Şanlıurfa Siverek’te ve Kahramanmaraş’ta peş peşe yaşanan katliam gibi saldırılar, sabrımızı taşıran son damla olmuştur. Öğretmenimizi ve öğrencilerimizi toprağa verdik onlarca yaralımızı hastanelere kaldırdık. Acımız tarif edilemez, ancak öfkemiz acımızdan daha büyüktür! Bizler 15, 16 ve 17 Nisan tarihlerinde Türkiye genelinde iş bıraktık! Ülkenin dört bir yanında eğitim sendikaları olarak eğitimi neredeyse durdurduk. Yüz binlerce eğitim emekçisi, veli ve öğrenciyle sokaklara çıktık. Neden? Çünkü artık tek bir canımızı daha bu karanlığa teslim etmeye niyetimiz yok! 15 Nisan’dan bu yana, Bakanlık önünde 24 saat boyunca “Yaşam Nöbeti” tutuyoruz. Gündüzün sıcağında, yağmurunda da, gecenin ayazında kapısının önünden ayrılmadık. Çünkü biliyoruz ki o binanın içinde oturanlar, bizim can güvenliğimizden daha çok koltuklarının güvenliğini düşünüyorlar. Okullarda yaşanan bu vahşeti sadece bir “güvenlik zafiyeti” olarak geçiştiremezsiniz. Bu tablo; eğitimden kültüre, ekonomiden sosyal politikalara kadar yıllardır sürdürülen yanlış politikaların doğrudan, somut ve kanlı bir sonucudur. Şiddeti sıradanlaştıran, dilini yaygınlaştıran, toplumu kutuplaştıran siyasetiniz; bugün 14-16 yaşındaki çocuklardan soğukkanlı failler yaratmıştır. Gençleri geleceksizliğe, umutsuzluğa ve mafyatik ilişkilere mahkûm eden bu düzen, okullarımızı birer şiddet mekânına çevirmiştir. Yaşanan olaylar yalnızca sosyal medya, dizi veya oyunlarla açıklanamaz. Ülkeyi uzun yıllardır yöneten irade eğitim politikalarının tüm unsurlarını belirlemektedir. Bu nedenle sorumluluğu yalnızca dış etkenlere yüklemek yeterli değildir. Okullarda yaşanan sorunlara yönelik sembolik ve popülist yaklaşımların çözüm üretmez. Her toplumsal olayda olduğu gibi “Marş okuyalım, bayrak asalım.” gibi öneriler sadece üstünü kapamaktır. Okullarda zaten bu uygulamalar yapılmaktadır. Esas olan yapısal çözümlerdir. Buradan bir kez daha ilan ediyoruz: Okulların kapısına polis dikmek, okulları kolluk gücüyle kuşatmak çözüm değildir! Eğitim kurumlarını birer hapishaneye çevirerek şiddeti önleyemezsiniz. Çözüm; liyakat yerine sadakati esas alan idari yapıyı dağıtmaktır. Çözüm; rehberlik ve psikososyal destek mekanizmalarını yeniden ayağa kaldırmaktır. Çözüm; ÇEDES ve MESEM gibi projelerle eğitimi tarikatlara, cemaatlere ve sermayeye peşkeş çekmekten vazgeçmektir. Çözüm; laik, bilimsel, barışçı, çoğulcu, kamusal, anadilinde eğitimi inşa etmektir! Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sesleniyoruz: Göreve geldiğiniz günden bu yana eğitimin asıl sorunlarına sırtınızı döndünüz. Öğretmenlerin onurunu zedeleyen açıklamalar yaptınız, okulları ideolojik birer laboratuvara çevirdiniz. Bugün bir öğretmen okulunda can veriyorsa, bir öğrenci sınıfında vuruluyorsa bunun siyasi ve ahlaki sorumlusu sizsiniz! Bakanını korumayı, toplumun geleceğini korumaya tercih eden bu iktidar anlayışı iflas etmiştir. Yusuf Tekin, derhal tüm toplumdan özür dilemeli ve o koltuğu terk etmelidir. İstifa bir hizmettir ve sizin halka borcunuzdur! “Yaşam Nöbetimiz” ve tüm yurtta yüz binlerin katılımıyla gerçekleştirdiğimiz eylemlerimiz sadece bir başlangıçtır. Bizler, okullarımızı şiddetin değil, özgürlüğün ve yaşamın mekânları haline getirene kadar durmayacağız. Velilerimize sesleniyorum: Çocuklarınızın geleceği bizim de geleceğimizdir. Bu mücadele sadece bizim değil, hepimizindir. Gelin, bu karanlık iklimi birlikte dağıtalım. Eğitim Sen olarak; şiddete karşı yaşamı, ölüme karşı umudu savunmaya devam edeceğiz. Sorumlular hesap verene, yapısal değişiklikler gerçekleşene kadar sesimizi birleştirerek mücadele etmeye taleplerimizi haykırmaya devam edeceğiz!

