TÜRKİYE Büyük Millet Meclisi
Zirai Don Olayını Araştırma Komisyonu Başkanı AK Parti Burdur Milletvekili Adem Korkmaz, Komisyonun saha çalışmalarını tamamladığını ve rapor çalışmalarına başladığını belirtti.
Korkmaz, “
Türkiye genelinde yaklaşık 65 ilde hissedilen, 34-35 ilde ise ağır şekilde etkisini gösteren, ülke tarihinde benzeri görülmemiş bir zirai don hadisesi yaşandı. Bunun üzerine, TBMM’de tüm partilerin ortak önergesiyle bir Zirai Don Araştırma Komisyonu kuruldu. Ben de Komisyon Başkanı olarak seçildim. Bu kapsamda üç yönlü bir çalışma yürüttük.
Birincisi, konunun teknik ve bürokratik boyutlarını ele aldık. Bu kapsamda, Ankara’da her hafta çarşamba günleri Meclisimizde yoğun toplantılar gerçekleştirdik. Tarım ve Orman Bakanlığı, TARSİM Genel Müdürlüğü, Türkiye Ziraat Odaları Birliği, ilgili oda ve borsalar ile diğer yetkili kurumların temsilcilerinden kapsamlı bilgiler aldık.
Tüm bu çalışmalar sürerken eş zamanlı olarak, zirai donun en yoğun şekilde yaşandığı illeri belirledik ve Türkiye’nin yedi coğrafi bölgesini kapsayan yaklaşık 25 ilde yerinde incelemelerde bulunduk. Programımıza Malatya’dan başladık; Adıyaman, Kahramanmaraş, Adana, Osmaniye, Hatay, Mersin, Niğde, Karaman, Nevşehir, Aksaray ve Kayseri illerini kapsayan bir hat üzerinde dört günlük yoğun bir saha programı gerçekleştirdik. Ardından Düzce-Bolu ve Düzce-Sakarya hatlarında incelemelerde bulunduk. Devamında Giresun, Ordu, Tokat ve Amasya illerini ziyaret ettik. Son saha programımızda ise Burdur, Isparta, Denizli, Manisa ve Eskişehir’deki çalışmalarımızla saha incelemelerimizi tamamladık.” dedi.
“
Burdur’da iki ayrı konuda ulusal düzeyde birer çalıştay gerçekleştirdik” diyen Korkmaz şöyle konuştu, “bunlardan ilki, ‘İklim Değişikliği Gerçeğinde Sürdürülebilir Tarım’ başlığıydı. Diğerinde ise ‘Sürdürülebilir Tarımsal Üretim İçin Türkiye’de Tarımsal Sigortaların Yeniden Yapılandırılması’ konularını masaya yatırdık. TARSİM konusunda çok ciddi tartışmalar var. Bu iki konuda da akademik çalışmalar yürüttük. Böylece akademik, teknik ve saha çalışması olan üçlü bir çalışmayı tamamladık. Şu anda da rapor çalışmalarına başladık.
Burada öne çıkan başlıca konulardan biri, zirai dona maruz kalan bölgeler için Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı tedbir oldu. 12 Nisan’a kadar oluşan masraf ve maliyetlerin karşılanması yönünde bir karar alındı. Bu çalışma Bakanlık nezdinde son aşamaya geldi. Geçtiğimiz günlerde Sayın Cumhurbaşkanımız, ödemelerin Kasım ayına kadar tamamlanacağını ifade etti. Burada kastedilen, TARSİM ödemeleri de dahil olmak üzere tüm ödemelerin Kasım ayına kadar tamamlanacağıdır. Yani ödemelerin Kasım ayında yapılacağı şeklinde bir durum söz konusu değildir. İnşallah yakın bir takvimde ödenmesini bekliyoruz. Ben de bu konuda, Kızılcahamam Toplantısı’nda Sayın Cumhurbaşkanımıza toplumun beklentilerine ilişkin bir not ilettim.
Birincisi buydu, ikincisi ise üreticilerimizin gerek 2025 gerek 2026 yılında da bazı hasarları ve ekonomik kayıpları var. Malatya’da en erken 2027’de üretim yapılabilecek. Bazı yerlerde meyve gözleri zarar görmüş. Meyve gözünün zarar görmesi demek kiraz gibi gelecek sene de ürünün olmayacağı ya da az olacağı anlamına geliyor. Burada bir finansal destek talebimiz oldu. Faizsiz ya da düşük faizli sübvansiyonlu, 3 yıl 4 yıl ödemeli gibi çiftçiye bir finansal ödeme yapılması konusu. Yine su ve bakım giderlerinde indirimler.
Özellikle Malatya’da şehir ekonomisi tamamen kayısıya dayalı bu sadece üreticileri değil neredeyse yaşamın tamamını ilgilendiriyor. Şehir ekonomisinin makro olarak yüzde 30’u kayısıdan kaynaklı. Buralarda zirai üretimle hiç ilgisi olmayan esnafın da gözetilmesi ve buraya da en azından düşük faizli bir finans desteği açılması gerektiğini ifade ettik.” dedi.
TARSİM’in bu haliyle çiftçinin risklerini minimize etmekte yetersiz kaldığını söyleyen Korkmaz, “TARSİM kendi içinde çok başarılı ama insanların TARSİM’e sigorta yaptırma nedenleri genellikle riski azaltmak değil, kredi kullanmak gibi nedenlerle yasal sigorta poliçesi yaptırıyorlar. Bunun yerine acaba ikili bir model yapabilir miyiz, Komisyon’un üzerinde durduğu senaryo bu. DASK gibi ürününüzün bir kısmının zorunlu TARSİM olacağı, burada devlet desteğinin daha yüksek diğer kısmının da gelirinizin bir kısmının ihtiyari bir sigorta, ikili bir TARSİM modeli üzerinde çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımıza da bu anlatıldı. Tarım Bakanımız da bu konuya vakıf. Belki de bu süreçte Komisyon’un kalıcı ve bundan sonra zirai donu azaltıcı etki oluşturabilecek çare ve mekanizmaları üretmek konusunda detaylı ve güçlü bir rapor çıkacak.” ifadelerini kullandı.
Zirai don olayından 420 bin çiftçinin etkilendiğini kaydeden Korkmaz, “Tarım İl Müdürlükleri tarafından maliyet çalışması yapıldı. Ürün bazlı olarak her ürünün giderleri farklı farklı oluyor. Mutlak herkese dekar başına şu kadar ödenecek diye bir şey yok. Cevizin gideri farklıdır, kiraz da farklıdır. Bakanlık bu hesapları yaptı. Şu anda bütün hesaplar bitirildi ve onay aşamasına geçti. Sadece TARSİM kapsamında ödenecek primler 22 milyar lira. Bakanlığın yapacağı ödeme ise 12 Nisan’a kadar olan giderler üzerinden yapılacak bir ödeme olacak” diye konuştu.

